25 Eylül 2008 Perşembe

Kaestur Hakarl

Denizden babam çıksa yerim diye bir laf vardır. Genelde benim içinde geçerlidir ama bazen öyle şeyler çıkıyorki nah yersin! dediğinizde gerçekten nah yerim. Köpekbalığının bazı türleri bunlardan birkaçı, ama özellikle İzlanda sularında gezinen bir kaç türü,istesenizde yenilecek gibi değil. Çok gezdiği için Hacı köpekbalığı adı verilen Cetorhinus maximus ve Grönland köpekbalıklarının etleri oldukça zehirli. İdrarı atacak tesisatı olmadığı için derisinden şettiren bu balıkların etlerinde oldukça yüksek miktarda adamı hasta edecek trimetilamin oksit ve ürik asit var. Ancak yüzyıllar boyunca süpermarket yüzü görmeyen İzlanda ahalisi gıda sıkıntısından icat bu balıkları yemenin yolunu bulmuş. Avlanan balıkları (boyları 10-15 metreye ulaşan balıklardan bahsediyoruz) parçalara ayırıp çürütüyorlar. Bu çürütme işlemi sonucunda zehirli maddeler etten akarak ayrılıyor ve et nispeten yenir hale geliyor tabi teorik olarak. Derince açılan çukurlarda bir kaç ay çakıl taşı içinde yatan balıklar muhteşem kokularını salgılarken! bir yandanda bir nevi çürüyorlar, üzerleri kabuk bağlıyor. Daha sonra İzlandanın kuru ve soğuk havasına açık yerlerde kurutuluyor. Zehiri zararsız hale gelirken bu işlemler esnasında köpekbalığının eti amonyak kokusu ile bezeniyor, yani kısacası bir nevi umumi hela aroması. Kabukları ve kararan yerleri atılıp şeker küpü gibi doğranan et parçaları ağza atılıp yenildikten sonra hemen brennivin adı verilen roket yakıtından yapılma alkollü içecekle gönderiliyor. (nedenini tahmin zor değil.) . Thorrablot adı verilen ziyafetin olmazsa olmaz bu eylemi aslında bir nevi erkeklik gösterisi, öte yandan İzlanda yı ziyaret etmiş veya Kaestur Hakarl denemiş yemekseverlerin ortak kanısı, bu yiyeceğin dünyanın en berbat gıdası olduğu üstüne. Bu yüzden denizden babanız çıksa yersiniz belki de Hakarl biraz sıkar.

Hiç yorum yok: