16 Eylül 2008 Salı

Katil Baklagiller


Kış geliyor, ekonomik kriz, küresel ısındık et pahalandı, sağlık falan filan derken protein ihtiyacımız için baklagillersiz bir mutfak olmazsa olmaz durumunu aynen korumaya devam ediyoruz. Bütün yukarıdakileri es geçseniz bile fasulyesiz, baklasız Türk mutfağını düşünmek bile abesle iştigal. Ancak baklagillerin ölümcül olabileceğini bilmiyorsanız işiniz zor. Özellikle kuru baklagilleri usulune göre pişirmeniz hayata devam hakkında hayırlı bir işlem olacaktır. Bazılarında bulunan lektin/fitohemaglutinin adlı toksik etkiliyiciler işlemden geçirilmeden yok edilemiyorlar, bu maddelere kalıtımsal olarak toleransınız olmayabilir. O yüzden her türlü kuru baklagili mutlaka en az 12 saat suda bekletmeniz, suyu da sıkça yenilemeniz gerek. Pişirme işleminde ise ilk 15 dakika boyunca deli gibi kaynatmak toksik yaramazların elvedasına sebeb oluyor, sonra altını kısabilirsiniz. Eğer direk olarak kaynatmadan az ısıda pişirmeye kalkışırsanız toksisitesini arttırırsınız haberiniz olsun. Bunun yanında bakla özellikle bazılarında favizm denilen bir rahatsızlığa neden olmakta, hemolitik anemi yaratan bu durum oldukça ırsi. Akdeniz bölgesine has bir rahatsızlık, özellikle çiğ ve az pişmiş taze baklanın sebeb olduğu kalp yetersizliğine sonuç veren kan yapısının bozulmasına neden oluyor, kısaca ölümcül olma ihtimali yüksek. hastalığın adı internette zurna çalan bir kaç saksının dediği gibi fava yemeğinden gelmiyor. Romalılarında yakinen bildiği bir hastalık olduğundan vede tıpta sıkça kullanılan dil olması sebebi ile fasulye ismi latince de Fava olduğundan vede Güney Amerika fasulyeleri gelmeden önce bilinen esas fasulye bakla olduğundandır. Her neyse atalarınıza bozuk genleri için kızmadan bir test yaptırsanız iyi olur, ben Akdenizli değilim demekle kurtulunmuyor, sadece bu bölgede daha yaygın.

Hiç yorum yok: