7 Ekim 2008 Salı

Bismarck Herring



Ringa balığı eti itibarı ile oldukça yumuşak balık olduğundan turşusu kurulduğunda bayağı yenilir hale geliyor, turşu deyimini özellikle üstüne basmak lazım zira salamurayla karıştırmamak gerekiyor. Sirke,soğan vs konulduğundan Bismarck herring bir oturuşta bir kilo lüplenecek cinsten bir ürün. Şimdi Alman padişahı Bismarck'la bu isim ne alaka derseniz hikaye uzun. Stralsund havalisinde mukim Johann Weichmann adlı bir zat 1853 de bir bakkal açıyor. Alet ve edavatın yanı sıra bakkalın bir kısmı da taverna vazifesi görüyor. Refikaları Karolin hanım dükkanın arka kısmında o zamanlar pek bolca bulunan ringaları filetolayıp turşu basıyormuş. Bu turşuları hem dükkanda hem tahta minik fıçılarda ötelere satarak geçinip giderken Johann efendiye o zaman ki Alman lotosundan 1000 altın Mark çıkıyor. Parayı bulan Johann efendi derhal dükkanı kapatıp Karolin hanımın işini fabrikasyona döndürüyor(görüldüğü gibi şans yoksa iş olmaz) zamanlada işi büyütüyor. Arada sırada da o zaman ki büyük adamlardan siyasetçi Otto Von Bismarck'a da yağ olsun diye bir iki fıçı gönderen Johann efendi 1871 de Alman devletinin vücudu getiren Alamanlar için büyük devlet adamı olan Alaman emperyal şansölyesi Bismarck'a bir fıçı daha gönderiyor, bu görgüsüzlüğünün üzerine bir de adamdan ismi kullanmak için izin istiyor. Padişah olmanın yorgunluğu olsa gerek veya bu muzaffer durumda bir fıçı balık turşuyla tebrik edilmiş olmanın şaşkınlığı ile Bismarck da olur der ve hikaye buradan devam eder. Bismarck herring adı da böylece jenerikliğe doğru adım atar. Johann efendinin fabrikası halen çalışıyor ve ne acıdır ki son ziyaretinde Bush , Merkel'le mekanı gezmiş bir fıçı beleş turşuyu kapmıştır, nerden nereye.

Hiç yorum yok: