7 Ekim 2008 Salı

Sazan


Sazan balığı Boğaz balığına alışmış eski İstanbulluların pek tersten baktıkları bir balık olduğundan balıkçılarda pek boy göstermezdi. Şimdilerde istavrit ve Norveç uskumrusuna talim edildiğinden yurdumuzun henüz kurutulamamış göl ve nehirlerinden yakalanıp piyasada arz-ı endam ediyor. Boyları 1 hatta 2 metreye (avlamayıp kendi haline bırakılırsa tabii ki) ulaşabilen sazan balığı Cyprinidae familyasından bir yaratık. Esas vatanı uzakdoğu olan sazan 10. yy dan itibaren batıya taşınmış, ilk defa çiftlik balığı olarak yetiştirilen sazan balığı özellikle uzakdoğuda pek makbul. Tatlı su balığı olduğundan mıdır, börtü böcekle beslendiğinden midir nedir bilmem ama tadı tuzu pek yoktur. İyi pişmediği zaman vıcık vıcık bir et yapısı olduğundan adam akıllı vede bol malzemeli yapmaktan başka çare bulamazsınız. Bu yüzden bizim mutfağa biraz ters kaçar, bilindiği gibi Türk mutfağı fazla malzeme karıştırmak yerine yenilecek nesnenin sade ve katışıksız tadını öne çıkartan bir mutfaktır. Bu samansal balığı alınca evde temizlemeye kalkmayın pullarının her biri pavyon şarkıcısını payetleri gibi yapıştığı yerden çıkmaz. Temizletin, fileto yaptırın sonrada basın tereyağını.

Hiç yorum yok: