3 Ekim 2008 Cuma

Hararot


Hararot İngilizce arrowroot dan bozularak dilimize girmiş, orijinal ismi ile aru-aru (Karayipler'de mukim Arawak halkından) bilimsel adı maranta arundinacea adlı tropikal bir bitki. Yağmur ormansı iklimlerde yetişen hararot rizomları nişasta barındırıyor. Neredeyse dünyanın en saf nişastası olduğundan bizde zerde, pelte meraklıları tarafından aktarlardan alınıp kullanılıyor. Bitkinin rizomları neredeyse %25 nişasta içerdiğinden ekildiği bölgelerde sebze olarakda kullanılsa bizde satılan hali bildiğimiz nişasta. Hiç protein içermediğinden ve glutensiz olduğundan yaşlı ve bebek beslenmesinde oldukça yaygın olarak kullanıldığından önemli bir gıda sektörü hammaddesi olan hararot fazla yenildiğinde karın ağrısı yapabiliyor. Neyseki sizin üç beş kap zerdeniz bu miktara kafi değil. Son derece şeffaf bir jölesi olduğundan pelte için ideal, ancak fiyatı yüksek olduğundan sıkça patates nişastası ile karıştırılıyor. Farketmesi oldukça zor olduğundan çakma olup olmadığını anlamak için oldukça tecrübe sahibi olmak ve gerekirse aktarı dövebilmek gerekli. eski muhallebicilerin bazıları ararotu tercih ermesede iyi bilirler, bulursanız danışmadan geçmeyin.

Blaand


Yüzyıllar öncesinde Vikinglerin ortalığı kasıp kavurduğu zamanlarda hayat onlar için pek kolay olmasa gerekti. Talandan dönerken etraflarında şöyle kafayı çekecek doğru dürüst yer kalmadığından kendi nevalelerini yanlarında taşımak zorundaydılar. Blaand o zamanlardan kalma bir alkollü içecek. Peyniraltı suyundan imal olduğundan atalarımızın kımızına benzeşiyor, kimbilir fikir kimden çıktı. Kuzey İskoçya'dan Romanya'ya hala yapılan bir içki olan blaand peynir yapılırken geriye kalan peyniraltı sularının meşe fıçılarda fermantasyonu ile elde ediliyor. Üzerine kaynar su dökerek haşlanan sudan son kalan yağlar ayrıştırıldıktan sonra işlem başlıyor. 19. yüzyılda Kuzey İskoçya'da yaygın içkiyi ahlaksızlık kabul eden Temperance hareketi sırasında bira ve whisky ortalıktan kaybolunca uzak mecralarda blaand yapımı artmış. Ancak 1930 larda sonra şehre göç ve peynir endüstrisinin çöküşü ile ortadan kalkan bu içkiyi Humphrey Errington adlı bir çiftçi yeniden canlandırmış. Gael dilinde zula manasına gelen Fallachan markasıyla piyasaya sürdüğü bu çiftlik işi içki şimdilerde pek makbul bir şekilde satılıyor. Hafif şampanya gibi köpüklü ve açık renkli Fallachan asidi düşük bir alkollü içki olup şarap ile aynı seviyede alkol içerdiğinden özellikle küflü peynirlerle (mavi peynirler) iyi gidiyormuş. Bizde oralardan gelecek bir hayırsever bulursak hükmümüzü vereceğiz.

Kalamansi


Kalamansi veya kalamondin (citrus microcarpa) filipinlere özgü narenciyelerden biri. Mini minicik misket limonuna benzeyen meyva oldukça ekşi ve çapları 2-3 cm i geçmiyor. Filipinler mutfağında çok kullanılıyor, içi deli gibi çekirdek dolu ve ufacık boyları ile suyu nasıl çıkartılıyor bilmiyorum ama heryerde sıkılmış kalamansi suyu bulmak mümkün. Öte yandan bir ilaç gibide kullanılan kalamondin veya kalamansi suyunu yüz çillerini ağartmak veya leke çıkartmak içinde kullanıyorlar. Ekşi olduğundan yemeklerde balık usaresi (patis) veya soya usaresi ile karıştırılıp ekşi/tuzlu tad vermek için kullanılıyor. Turşusuda yapılan kalamansi aynı zamanda balla hazırlanarak reçel yapılıyor. Bizde de Bodrum ve havalisinde şu aralar pazar dolaşırsanız bulursunuz, genelde barlara otellere satıyorlarmış, misket limonu yerine kullanıldığı söyleniyor, başka ne yapılıyor fazla malumatım yok zira banada hediye geldi, vodkaya basarak değerlendirmeyi düşünüyorum.