7 Ocak 2009 Çarşamba

Kahverengi Hardal


Hakka turşularından bahsederken ana malzemesi kahverengi hardal otundan (brassica juncea) bahsetmeden geçmeyelim dedim. Zira elalemin hatır hutur yediği hardal otunu nedense biz hiç yemiyoruz. Yiyen yada bilenine de henüz rastlamadım. Ancak üzüntü verici olan mesele şu ki bu otun anavatanı bizim topraklar. Yabani olarka da pek çok yerde üzerinden yürümüş gitmiş olabilirsiniz. Oysa ki kahverengi hardal (İng. mustard greens) hardal tadına sahip oldukça baharlı ve çok da lezzetli olması yanında bir çok bitkinin sahip olmadığı bir özelliğe sahip, toprakta bulunan selenyum,çinko, krom ve demir gibi az bulunan elementleri kökleriyle emme yetisine sahip. Bu elementleri böylesine kısa zamanda bünyesine katan başka pek fazla bitki yok. O dünya para vererek alınan vitamin kapsülleri gözünüzün önünde belkide bedava yetişiyor ancak farkında değilsiniz. Mesela selenyum deyip geçmeyin, selenyum'un tümörleri oluşturan hücreleri engellediği üzerine derin şüpheler var, hatta NCI (Ulusal kanser enstitüsü) adlı ABD kurumu geçen ay 2012 de tamamlanmak üzere kahverengi hardal ve diğer kemoterapi ilçalarını içeren bir klinik deneme sürecini başlattığını öğrenince hiç şaşırmadım diyebilirim. 2012 sonuçlanacak deneme süresince hardal ve halen kullanımda olan kemoterapi ilaçları capecitabine ve irinotecan etkileşimleri denekler üzerinde inceleniyor. Henüz erken ama bakarsınız A ve K vitamini yüklü kahverengi hardal bir gün içerdiği selenyum sayesinde kanser için bir tedavi yöntemi olur çıkar.Hardal otunun bir de çevreci tarafı var ABD ve Avrupa'nın akıllı ülkelerinde otun ağır metalleri topraktan emme özelliği nedeniyle kirlenmiş toprakları arıtmak için kullanılıyor. Bu boyu bir metreye ulaşan yaprağı, tohumu, sapı yenen tadı baharlı sebzeyi artık mutfağa sokmanın zamanı geldi sanırım.

Hiç yorum yok: