29 Ocak 2009 Perşembe

Stichelton Peyniri


Bir süre önce Stilton peynirinden bahsetmiş olduğumu hayal meyal hatırlıyorum, üzerinden bir yığın dolunay geçti. Stichelton peyniri aslında tam bu Stilton'un orijinal versiyonu. Oldukça moda olan Stichelton aynı zamanda Stilton peynirininde ciddi bir rakibi. 1989 yılında İngiliz kırsalında baş gösteren gastro-entestenal (sindirim sistemi) bir salgının ardından hedef olarak pastörize edilmemiş sütten yapılan Stilton gösterilince, Stilton'un çiğ sütten yapımı yasaklanmış. Ancak bu işin meraklıları her yerde tırım tırım orjinal tadı ararken sahneye iki girişimci çıkıyor. (Hadi isimlerini de vereyim de makalemiz değer kazansın) Randolph Hodgson ve Joe Schneider (bu zatlardan biri Amerikalı da hangisi vallahi uğraşamayacağım bilemiyorum), her neyse zatı muhteremler zaten gurme işinde olduklarından piyasada ki arz eksikliği ve talep fazlalığı durumunu kestirerek bu işten nemalanmaya karar verirler. Amaç yeni bir peynir yaratmaktır, öte yandan aslında yaptıkları sadece orijinal Stilton üretmekten başka bir şey değildir. Uyanık ikili yeni peynire Stichelton ismini uygun görür, zira bu isim Stilton köyünün Sakson zamanındaki adıdır. İş burada bitmiyor tabii, Stilton peyniri malum bölgede üretim yapan herkese aitken Stichelton ise bu zatlara ait bir marka.. Gelelim işin gıdasal bölümüne, bu mavi peynir tabir edilen (küflü diye anlayalım biz ki yeni bir ithal terim kullanmamış olalım) peynir sadece Wellbach çiftliğinde üretiliyor, çok az miktarda rennet katıldığı ve süt pastörize olmadığı için asidifikasyon yavaş oluyor. Bu durumda ortaya çıkan lor son derece narin bir halde olduğundan kalıplara kepçe kepçe dökülmesi gerekiyormuş. Lorun en az bir gün dinlenmesinden sonra tuzlanıp gevşek şekilde kalıplanıyormuş. Bundan sonrası ılık bir odada 5 günlük istirahat ve tabii ki kalıplardan çıkarılıp yatırılıp kabuklanacağı raflara doğru bir yolculuk. İşte iki uyanığın elinde 13. yy dan beri Lincoln tepelerinde herkesin yapıp sebeplendiği bir ürünün markalaşma hikayesi.

Hiç yorum yok: