22 Mayıs 2009 Cuma

Boti Kebab

Hint kebaplarına olan düşkünlüğümü farkettiyseniz mesele yok, aslında, "aman Hint yemekleri çok baharatlı" deyip daha sonra baharat yüklü yalancı dolmaları afiyetle yutan, hiç bilmediği bir mutfağa sürekli çamur atanlara sıkça yedirdiğim ama kaynağını belirtmediğim Boti kebap ehil ellerde enfes oluyor. Malum kebab Farsçadan dilimize geçen bir kelime ve hertürlü kebabın anavatanıda ta oralardaki coğrafya. Kebabın Hindistana gelişi ise 1526-1857 yılları arasında Kuzey Hindistanda hüküm süren Moğol imparatorluğu ve Babür, Humayun ve Ekber (Akbar) gibi ehlikeyf benim tarzım imparatorların zamanına denk düşüyor. O zamanlar mutfak dünyasının Lyon'u sayılabilecek İran'dan saray mutfağını Hindistana getiren bu değerli şahsiyetleri bir kaç asır farkla tanıyamamış olmak pek üzücü, hani yaşasaydık saraylarına girebilecektik ya o da ayrı mesele. Boti kebap bu günlerde bizim Adana, Urfa gibi kıymadan yapılmış yada iri kuzu şişten mamul rastlansada esası koyun veya keçinin ön kolundan parça etle yapılıyor. Sinirleri ayrılan ve iki parmak kalınlığında şeritler halinde kesilen parça etler, yoğurt, sarımsak, kişniş, zerdeçal,kimyon,tarçın acı kırmızı biber terbiyesinde en az yarım gün bekletildikten sonra kuyu tandırlarda şişe geçirilmiş şekilde pişiriliyor. Enfes.