13 Ekim 2009 Salı

Pazar Sabahı Hellimlemesi


Eskiden brunch adı verilen tembel kahvaltısı ve jambonlu 100 çeşitli “ köy kahvaltıları “ yokken Pazar kahvaltıları evdeki en kıymetli malzemenin bütün hafta beklendikten sonra eser miktarda yenmesi ile ifa edilirdi. Genellikle kızartılan birkaç dilim pastırma veya sucuk nispeten ucuz olan yumurta ile şenlendirilip sofraya arz edilir ve netice itibarı ile sahanlar sıyrılırdı. Derken kredi kartları çıktı ortaya, ardından Amerikan icadı “Breakfast ve Lunch” (Kahvaltı ve Öğle yemeği) kelimelerinin arası Brunch ve yüzyıllardır köylerimiz de afiyetle yenen ve her evde bulunan hindi, dana ve tavuk jambonlu “Köy kahvaltıları” abesliği ile sahte bir bolluk havasına sokulduk ve dışarılarda kahvaltı etmeye başlandı. Yahu bu anlattıklarının hellim ile alakası ne diye sorabilirsiniz. Sorun tabi, geçenler de Brunch’ı “branch”-yani ağaç dalı olarak kocaman afişle duyuran bir yeri önünden geçerken görünce dayanamadım fırsatı gelmişken bahsetmeden geçmek istemedim. Neyse ki kriz çıktı, kredi kartlarının limitleri tıkandı, Pazar geleneksel jambon ve frambuazlı köy kahvaltıları yerini ev kahvaltılarına bıraktı. Pastırma ve sucuk iyice pahalı olduğundan, şimdilik sağlık bahanesi ile bunları sofraya çıkartmaktan kurtuluyoruz amma velâkin sahanlar boş kalıyor. İşte tam burada hellim i devreye sokmak gerekiyor. Hellim imal edilirken elde edilen lor tekrar ısı ile işlenip, yoğrulup ve daha sonra salamuraya yatırıldığından elde edilen peynir ısıya dayanıklı ve kolay erimeyen bir peynir haline geliyor. İşin sırrı burada, en acemi ve sabah mahmuru bile rahatlıkla kızartabilir hellimi, ayrıca ızgara bile yapsanız eriyip küllere karışmayacağından emin olabilirsiniz. Sahana biraz tereyağı eklendiğinde ortalığa nefis bir koku çıkacağından sucuk ve pastırma yerine kızartılmış bir şey olarak sofraya sunabilirsiniz. Kıbrıs’ın bu peyniri esasında keçi ya da koyun peynirinden üretiliyor, tabi sadece Kıbrıs’ta değil. Ancak yerli olanları her mevsim keçi ve koyun sütü bulmak mümkün olmadığından bol miktarda inek sütü de kullanılarak imal ediliyor, ister inanın ister inanmayın farkı çok büyük. Ancak Kıbrıs menşeli tercih ederseniz keçi ve koyun içerdiğinden lezzeti daha belirgin olacaktır. Ayrıca salamurası da yerliler kadar zehir ve zemberek değil. Üstelik Kıbrıs’ın ekonomisine de katkınız olur, öyle Çin malı oyuncak alacağınıza hellim alın, verin, Kıbrıs’ın ekonomisi canlansın.

5 yorum:

Eda dedi ki...

Kıbrıstan gelen peynirdeki tat farkı konusunda haklısınız. Hellim kızartılıp salataya eklendiğinde de nefis oluyor. Hatırlattığınız için teşekkürler.

Son Efendi dedi ki...

Mutlaka salata da denemek isterim, öneriniz var mı?

Eda dedi ki...

öneri ne haddime, sizin şekil kızartıp en üstüne incecik rendeliyorum..

apozam dedi ki...

2 adet'Evet'den sonra;Uçak,Girne,Kaşgarlı Otel,St.Hillarion Kalesi,Dip Karpaz,Zafer Burnu,Şeftali Kebabı,(Ki,burada tarafımdan sorulmuştur garsona,bu ad nereden geldi diye?:)Magosa,(yalnız burada MAĞUSA diyeceksiniz:)Kıbrıs'a da KIPRIS tabii ki:)yerle yeksan olmuş limon ve mandalinalar,yanınızda her zaman birileri olmadığı için,ve birbirinizi çekip durduğunuz için,tek başınıza göründüğünüz fotoğraflar...vs.vs.vs.ORÇATA,beni çocukluğuma götürmüştü,HELLİM de,HONEYMOON'a...Cahilliğimize geldiği için,oradan getirdiğimiz HELLİM'i günlerce suda tutma salaklığında bulunup,yiyememiştik canım HELLİM'i...Sonradan değil,kızarmış,ÇİĞ ÇİĞ:)bile yiyip çok sevmiştim...Çok hem de...

apozam dedi ki...

Bu arada;İçimden geçenleri,içimden geldiği gibi yazmaya kalkıştığımda,neden 'Blog Yazarı'nın onaylamasını bekliyorum ki ben? Bırak,'Le the sunshine in' yani...:) Ne olacak ki...? :) Ne olabilir ki...?:) Sayın EFENDİ'm:)