15 Haziran 2009 Pazartesi

Silivri Midye Izgara


Hayatımda Silivri midye ızgara duymadım derseniz, aslında haklısınız demek istiyorum, bende yapana kadar böyle birşey olduğundan habersizdim. Ancak, güzel bir pazar sabahı yarı belinize kadar midyeyi topladığınız, pişirdiğiniz ve yediğiniz yer Silivri olunca, adını Silivri Midye Izgara koymaktan çekinmiyorsunuz umarım tutar ve bende güzel bir şeyin isim babası olurum. Efendim midyenin canlı olanlarından topladıktan sonra bir güzel yıkamak gerekiyor, akşamdan esen lodos'un açıklardan getirdiği midyeler oldukça iriydi, dolmalık malzemem ve sabrımda olmadığından gelenlerin hepsi ızgaraya doğru yöneldiler. Izgaraya koymadan önce ikiye ayırdığım midyelerin sakal tabir edilen kısımlarını kestikten sonra içlerini, bir hayli ezilmiş sarımsak, çok ince doğranmış taze soğan, bir iki adet çifte kavrulmuş Etibör bisküvi (avucunuzda un ufak etmeniz gerekiyor), incecik doğranmış iki üç adet roka sapı, ve kafi miktarda zeytinyağını ekleyip bir güzel karıştırmış olduğum adeta yarı bulamaç kıvamında bir harçla ve bir adet çay kaşığıyla doldurdum. Bu işlemi tamamladıktan sonra gerisi ateşin hızına ve etrafınızdaki aç müşterilerinizin tüketim hızına kalıyor. Bizde ateş oldıkça yavaş tüketim hızı oldukça fazlaydı. Bu arada denizden çıktığı için tuz koymak gerekmediği gibi oldukçada hafif bir yemek yemiş oluyorsunuz. İşte size Silivri Midye Izgara.
Önemli not- Midyeleriniz kapalı değilseler veya dokunduğunuz aman kapanmıyor ise yani sürekli açık iseler mevt olmuş demektirler bunları yemeden dikkatlice atarsanız iyi olur.