28 Ekim 2009 Çarşamba

Polser


Sosis meraklıları için bu sefer de Danimarka'dan bir sosis var aklım da. Polser! Polser Danimarkalı annelerin sokakta bir şey yemeyin diye çocuklarını uyardığı şeylerin başında gelmeli bence. 1910 lara kadar onların da bu işten haberi yokmuş, sonraları "Polsevogn" denilen seyyar sosisçiler ortalığı doldurunca onlar da sanırım bu işe alışmışlar, bu kadar düzen meraklısı bir milletin buna nasıl göz yumduğunu bilemiyorum, herhal de araya I. Cihan Harbi girince belediye zabıtalarını askere falan almış olsalar gerek. Aslen nasıl omuş onlar da bilemiyor ama Polser, Viyana sosisinin tam bir kopyası. O zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun başkenti Viyana pek moda olduğundan, oradan gelme ihtimali pek yüksek. Zira o zamanlar pek muhafazakar olan Danimarka ahalisine bir şey beğendirmek pek kolay olmasa gerek. Konuyu saptırmadan bu konu da çok hoş bir film den de yeri gelmişken bahsedeyim. "Babettes gæste" ya da kabaca Türkçesi ile "Babette'in ziyafeti", Danimarkalı yönetmen Gabriel Axel'in 1987 yılında yaptığı bir film, izleyin, ne dediğimi anlayacaksınız.Gelelim polsere ,aslen domuz etinden yapılmasına rağmen, dana da dahil 30-35 türü olduğu rivayet ediliyor, ayrıca bu aralar içine bolca patates unu da katılıyormuş, hah gelsinler de bizimkileri görsünler, için de bir ben eksiğim, o da şimdilik. En çok satılan tipi istatistiki olarak kırmızı olanı deniyor yani "Rode polser" sanırım bu gıda boyası fazla kaçanı, yumuşak sandöviç ekmeyine soğan, hıyar (tabii ki Alman tipi) turşusu, ve remulad sosu eklenerek yenilirse işte orijinal polser oluyormuş.

Limon Otu



Bu aralar neden ise bilemiyorum, alternatif tıp bir moda oldu sormayın gitsin, sabah pancar yedirip, akşam pancarı yasaklayan bir yığın uzman türemiş. Bilen de bilmeyen de konuşuyor, ama ben pozitif biriyim her saçmalığın iyi tarafı vardır derim. Mesela taze zencefil artık bulunur oldu bu saye de, aynı şekil de limon otu da arz-ı endam etmiş gibi görünüyor. Kaffir limonu yaprağı ve kari yaprağının da meşhur olmasını bekliyorum ki piyasaya çıksın ben de adam gibi kari yapabileyim. O yüzden alternatif tıbbıyenin işbu sebeble arkasındayım, yoksa pancar la apandist nasıl iyileşir? ya da migren ağrısı nasıl geçer? bilemiyorum. Limon otu "Cymbopogon" ailesi olarak adlandırılan bir otgiller sürüsü ve 50-60 alt türü var. Anavatanının Hindistan havalisi olduğu söyleniyor ancak artık dünyanın bir çok sıcak, tropikal ve hatta ılıman nahiyesin de yetişiyor.Citronella olarak adlandırılan bir maddeyi içerdiğinden ciddi şekilde hoş bir limon kokusu var, başka bir yığın maddeyi de içeriyor ama benim organik kimya bilgim daha öteye gitmiyor. Uzakdoğu yemeklerine meraklıysanız, hele Tayland mutfağı falan diyorsanız olmazsa olmaz. Yerine bir yığın alternatif denemiş olsam da, olmadığını gördüm. İş bu sebeble yıllar önce edindiğim bir adet limon otunu içi su dolu bir bardak ta köklendirip ekmiştim. Gel zaman, git zaman ürediler ve saksılar dolusu limon otum oldu. Aslen tropikal olmasına rağmen kar altın da bile kaldılar ama ölmediler. Bahçesi olanlara tavsiye ederim, son derece alımlı ve zahmetsiz, üstelik neredeyse 1 metreye ulaşan yapraklarını ara da kopartırsanız o hoş limon kokusunu alırsınız. Bir uyarım var, o da kediler. Benimkiler limon otunun ciddi müptelası haline geldiğinden rekoltem bu aralar oldukça düşük. Gelelim nasıl işleme tabi tutulacağına, aslen yenen kısmı dip kısımda ki oldukça sert bölümü. Bir kalem uzunluğun da ki bu kısım ezilmedikçe istenen rayihayı veremiyor, bu yüzden elinizde ki tarife sıkıca bağlı kalın. Bazen kırmadan ezilmesi, bazen incecik doğranması, bazen de havanda dövülmesi gerekiyor, kimi tarifler de ise tarçın kabuğu gibi tümden atılıp yemek piştiğin de çıkarılması öneriliyor. Her ne yöntem olur sa olsun, kullanmak sonucu tamamen değiştiriyor. Bulursanız alın, üretin ve kullanın ve aman aman kedilerinizi alıştırmayın, resmen koyun gibi otluyorlar.